Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar; ya şehre bir yabancı gelir ya da bir insan bir yolculuğa çıkar.’ Tolstoy

Yeni hikayelere başlamak, o bilinmezliğin sürpriz dolu yolculuğuna çıkmak çoğu insan için cazip bir şey ama bu noktada sebep yeni hikayelerden, sürprizlerden daha çok rahatsız edici sebeplerden kaçış ya da daha iyi imkanlara gidiş olduğunda meselenin incelenmeye değer bir içeriği oluyor. Özellikle gençler hayatlarının kalan önemli kısmını yurtdışında geçirmek istiyor. Doğduğu, büyüdüğü hatta yıllarca yaşayıp çevre edindiği kendi ülkesinde değil yabancı olacağı başka bir ülkede yaşamak istiyor. Kimisi koşa koşa kaçmak istiyor kimiyse sadece gitmek. Kaçan neden kaçıyor? Giden neden gitmek istiyor?

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla hazırladığı “Türkiye’nin Gençliği Araştırması Raporu” 15-25 yaş aralığındaki gençlerin kendi konumları, gelecekleriyle ilgili değerlendirmeleri ve algılarını inceleyerek, gençlerin özgürlük, adalet ve liyakat konularındaki düşüncelerini çarpıcı bir biçimde ortaya koydu. Yazımızın konusu olan gençlerin yurt dışına gitme eğilimleri konusunda önemli bir veri yine bu araştırma raporunda yer etti. Bu rapora göre gençlerin %70’i – sosyo-ekonomik durum, dini aidiyet, dünya görüşü fark etmeksizin- yurt dışında yaşamayı istiyor. Yurt dışında yaşamayı isteyenlerse iki kısma ayrılıyor aslında. Bir an önce bu ülkeden kaçmak isteyenler, bir de farklı bir ülkeye gitmek isteyenler. Kaçışın da gidişin de kendine göre sebepleri var elbette.

Gitmek ve Kaçmak Arasındaki Fark

Gitmek öyle bir eylemdir ki bunu düşündüğünüzde nasıl gideceğinizi planlarsınız. Gitmek son derece planlıdır ve beklenti içerir. Gidişinizdeki konfora kadar planlar yaparsınız. Gideceğiniz yer bellidir ve oraya niçin gittiğinize dair sebepleriniz vardır. Gitmek, kararlı bir eylemdir aynı zamanda. Soğukkanlı bir şekilde, değişime cesaret ederek yapılır. Gitmek aynı zamanda geride bıraktıklarınız için uzun vedalar edebileceğiniz zamana da sahiptir. Kaçmak ise gitmekten hayli farklıdır. Kaçış, kararsız bir ruh halinin, çözümsüz kalmış bir sorunun son çaresidir. Kaçış, genellikle plansızdır ve kaçmanın motivasyonu kaçılan şeyden kurtulmaktır ancak. Kaçıp gittiğiniz yerin size ne vereceğini umursamazsınız, kaçtığınız yerdeki derdinizle bir daha karşılaşmayın yeter. O yüzden kaçış, gidişe kıyasla daha kanaatkâr bir eylemdir.

Neden Kaçış

Ülkeden gençlerin kaçışlarına sebep olan ve üzerine acil çözüm üretilmesi gereken konular mevcut. Öncelikle Meseleler Podcast olarak da üzerine yayın yaptığımız genç işsizliği konusu var. Benim de bizzat ‘İşsiz Gençten Girişimci Gence: Ama Nasıl?’ başlığı ile meseleler.blog’da ele aldığım konu. Ülkemizde, gençlerin %30’dan fazlası işsiz durumda. Bu gençlerin de büyük bir kısmı üniversite mezunu ne yazık ki. Özellikle üniversite mezunu yeni çalışan adaylarının işe girişlerde hem fazla mesai yapıp hem de çok düşük seviyelerde maaş alması önemli bir problem. Artık gençler bunu kabullenip bir işe girmekte de zorlanıyorlar çünkü bu şartlarda bir iş bulmak bile torpil, referans, tanıdık ya da güçlü bir dayı olarak adlandırılan aracılarla mümkün oluyor.

Diğer bir konu ise eğitim. Özellikle lisans eğitimi sırasında yurt dışındaki eğitimi tecrübe eden gençler, akademik kariyer noktasında mutlaka yurt dışını tercih ediyorlar. Üniversitelerdeki yenilikçi, özgürlükçü, üretim destekli, birey odaklı ve sürekli gelişimi destekleyen tarzlarıyla ve dünya çapında geçerliliği olan şöhretleriyle yurt dışında yüksek lisans, doktora yapmak ya da akademisyenlik yapmak çok daha prestijli bir durumda olduğu için gençler eğitim kariyeri noktasında bu ülkeden kelimenin tam anlamıyla kaçıyor.

Ekonomik sıkıntılar ise bu iki konuyla paralel gelişen bir mesele. Ülkedeki alım gücünün azalması özelinde yaşanan ve gençlere de önemli ölçüde yansıyan ekonomik problemler de ülkeden kaçışın nedenleri arasında yer alıyor. Gençlerin üniversite hayatı boyunca borçlanmaları, üniversite sonrası iş bulma sürecinde ekonomik anlamda aileye bağlı kalma durumları ve gelir-gider anlamında hayat şartlarının giderek ağırlaşması gibi sebeplerle de kaçışlar oluyor.

Bunlara ek olarak maddi refahın yanında manevi refah da hayatı kaliteli yaşamak adına en gerekli şeyler. Manevi refahın da temel unsurları arasında bulunan özgürlük, adalet ve insan hakları gibi konularda gençler baskı yaşadığını düşünüyor. Gerek devlet mekanizmalarının işleyişi açısından gerekse toplumun bu değerlere sahip çıkması ve yaklaşımı açısından gençler, kendilerini bu konuda güvende hissetmiyor. Özgürce kendilerini ifade edemediklerinden, birilerinin ötekileştirildiklerinden, adalet sisteminin taraflı çalıştığından dert yanıyorlar. Güven ve huzur ortamının oluşması içinse özgürlük, insan hakları ve adalet temel faktörler durumunda ve bu temellerde sıkıntıların olması da gençlerin kaçışına sebebiyet veriyor.

Tüm bu bahsettiğimiz yani genç işsizlik, ekonomik sorunlar, eğitimdeki nitelikli seviyeden yoksunluk, özgürlük, adalet konularında tehditler gençler açısından içinden çıkılamayan bir gelecek kaygısı oluşturuyor. Bu gelecek kaygısı da öyle güçlü yılgınlık, tedirginlik, kararsızlık ve depresiflik halleri oluşturuyor ki gençler, çözümü ancak sorunlardan uzaklaşıp kaçmakta buluyor.  

Neden Gidiş

Gitmenin de elbette kendince haklı sebepleri var. Öncelikle yurt dışında bizzat tecrübe edilen araştırarak bulunan ya da eş dosttan dinlenilerek öğrenilen güzel imkanlar bu sebeplerin başında geliyor. Güzel imkanlarsa kaliteli bir yaşam sürebilmeyi sağlıyor. Kaliteli yaşam deyince akla insan onuruna yaraşır bir iş ve çalışma ortamı, emeğinin karşılığını aldığın bir meslek, gelecek kaygısı olmadan anı yaşayabildiğin bir düzen, ucuza kaliteli mal ve hizmet alabildiğin bir ekonomik sistem, özgürlük ve adalete dair güvenin tesis edildiği bir ortam geliyor. Bunlara ülkemizden daha çok sahip olduğu bilinen ülkelerin var olması gitmek için önemli bir neden.

Tabi gitmek için yurt dışındaki daha olumlu şartlara mutlaka ihtiyaç yok. İnsanlar, sadece gitmek için de gidebilir. Ya da merak duygularını beslemek, farklı kültürleri, farklı coğrafyaları ve farklı insanları bizzat tanımak isteyebilirler. Bir yere ait olma düşüncesinden çıkıp bir fikre ait olma, bir değere ait olma düşüncesinde yaşayabilirler. Bu da gidişlerin sebeplerinden.

Küreselleşme ve dünya vatandaşı olmaksa bu fikirle örtüşen gelişmeler esasında. İletişim araçlarının hiç olmadığı kadar hızlı gelişmesiyle birlikte insanlar küresel köy haline gelmiş bir dünyanın vatandaşı olmayı daha çok benimsemeye başladılar. Bu durumda da bir ülkede doğmuş olmak ya da orada büyümüş olmak orda kalmak gibi bir gerekliliği ya da orada üretip oraya minnet duymak gibi bir durumu tamamen ortadan kaldırıyor. Dünya dili olan İngilizceyi, akıcı ve kültürünü benimsemiş bir şekilde konuşabilmek, açık görüşlü olmak ve kişileri din, dil, ulus, ırk, cinsiyet vs. gibi öğelerle kategorize etmemek, sürekli kendini geliştirme isteğinde olarak bol bol kitap okumak, bir şeyler izlemek veya  dinlemek, bir turist gibi değil, bir gezgin gibi, yolda kültürleri tanıyarak ve içine girerek seyahat etmek, global trendleri takip etmek ve alanında sürekli kendini geliştirmek gibi çabalarla dünya vatandaşı olmak mümkün olunca gelişmeleri en hızlı yakalayabilen gençler de dünya vatandaşı olma yolunda ciddi yol kat etti. Bu da gençleri daha çok gitme eğilimi içine attı diyebiliriz.


Show CommentsClose Comments

Leave a comment