İngilizcede freelancer olarak geçen ve dilimizde de yaygın olarak bu şekilde kullanılan ama tam karşılığı olarak ‘serbest çalışan’ diyebileceğimiz çalışma tarzı her geçen yıl daha da yaygınlaşıyor. Gelişen teknolojiyle hızlı çağ değişimleri yaşayan dünyada nesiller de kısa süreli zaman aralığında değişimler yaşıyor. Bu değişimler onların hayat tarzlarından karar alma süreçlerine kadar bir yığın alanda etki gösteriyor. Bunlardan biri de çalışma tarzları. Bir şeylerin değiştiğine dair göndermelerle yazılara başlamak da artık eskiyen bir moda ancak özellikle pandemi süreci sonrası yine dünyada köklü değişiklikler ortaya çıktı. Pandemi süreci öncesinde serbest çalışma tarzındaki artıştan bahsetmekle pandemi süreci sonrası bu artıştan bahsetmek arasında farklar var. Bugün insanlar okudukları yazıların, özellikle günceli anlamaya yönelik olanlarında, pandemi süreci sonrasında yazılıp yazılmadığını önemsiyorlar. Bu yazının da pandemi süreci sonrasında ele alındığının farkında olarak serbest çalışma tarzının yaygınlaşmasına zemin hazırlayan nedenleri ve bu çalışma tarzına sahip insanların durumlarını güncel gelişmeler ışığında ele alınacağını bildirmekte fayda var. Bu noktada ilk önemli ayrım, serbest çalışma ile pandemi süreci sonrasında yaygınlaşan uzaktan çalışma tarzı arasındaki önemli fark üzerindedir.

Uzaktan çalışma tarzında işçiler, klasik çalışma düzeninde olduğu gibi bir kurumun sürekli çalışanı olma sıfatıyla kuruma ait olan ofiste değil evlerinde online sistemler üzerinden işlerine devam ediyorlar. Genellikle beyaz yaka çalışanların uygulayabildiği bu yöntemde başarılı bir ilerleyiş kaydeden kurumlar, ofis maliyetlerini düşürmek adına taşınma işlemleri gerçekleştirdiler. Bazı kurumlar somut varlıklarına tamamen son vererek dijital organizasyonlar olarak işlerine devam etme kararı aldılar. Hatta verdikleri hizmetleri online platformlar üzerinden yeniden kurgulayıp yeni normale uygun şekilde pazarlamaya başladılar bile. Belki de en çok iş dünyasında yenilikler ortaya çıkaran pandemi süreci, bu değişimler dışında çalışanların işe yaklaşımları konusunda farklılıklar ortaya çıkardı. 4-6 ay kadar önemli bir zamanda bütün vaktini evde geçirmek zorunda kalan birçok insan online iş üretebilme kabiliyetini geliştirdi. İş ortamlarındaki kötü koşullardan rahatsız olarak serbest çalışmayı tercih edenler ya da en başından beri kendi işini üreten tek başına hizmet sağlayan freelancerlar ekosistemine pandemi süreci sonrası yeni üyeler katılmaya başladı.

Küçük bir grup azınlıktan çalışma ekonomisinin en önemli kalabalık grubu haline gelen serbest çalışanların sayısı dünyanın birçok yerinde her gün artıyor. Geçtiğimiz yıl İşgücü istatistikleri Bürosu (Bureau of Labor Statistics) yaptığı araştırmada ABD’de iş gücü piyasasının %35’inin yani 55 milyon insanın serbest çalışan olduğunu gösterdi. Bu rakamın 2021’de 70 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Serbest çalışanların oluşturduğu ekonomiye İngilizce ‘gig economy’ (serbest ekonomi) deniliyor. Böylesine büyük rakamların ticari ilişkilerini ölçümlemek için oluşturulmuş ekonominin bir alt çalışma alanı bu. McKinsey Global Institute tarafından yapılan araştırma ise Avrupa’nın iş gücü piyasasının % 30’nun serbest çalışanlardan oluştuğunu gösteriyor. Tabi bu çalışanların da %40’a yakını ek gelir elde etmek amacıyla ek iş olarak serbest çalışmayı tercih ediyor. Yine de sayılar oldukça yüksek. Aynı araştırmanın öngörüsü eğer insanlar zorunlu şartlar olmadan bir tercihte bulunacak olsalardıAmerika’da 129, Avrupa’da 138 milyon serbest çalışan olacağı şeklinde. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye’deki serbest çalışan sayısı 10 milyondan fazla. Bu iş gücü piyasasının yaklaşık %32’sine tekabül ediyor ve 2010’dan bu yana istikrarlı bir şekilde her yıl bu oran artış gösteriyor. Serbest çalışanlar ekosisteminde şahsi firmasında ya da kendi nam ve hesabına iş yapan avukat, doktor, diş hekimi, veteriner hekim, mimar, mühendis, müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir, yeminli mali müşavir, danışman, ressam, yazar, bestekar, kimyager, noter, öğretmen, artist, menajer, senarist, yönetmen, ebe, sünnetçi, arzuhalci, rehber ve sağlık memuru gibi meslek sahiplerine ek olarak bir şirkette aynı işi yapabileceği halde o şirkete yaptığı işi dışarıdan sunmayı tercih eden insanlar da bulunmakta.

Serbest çalışanlara dair elimizde başka veriler de var elbette. Yine OECD’den elde ettiğimiz verilere göre tam zamanlı serbest çalışanlar ayda ortalama 4,5 müşteri buluyor. Serbest işlerin yüzde 52’si devamlı müşterilere yapılıyor. Serbest çalışanların yarısı aylık ne kadar verirlerse versinler asla sürekli bir işe girmeyeceğini söylüyor. 2019 yılında serbest çalışanların yüzde 17’si 100 bin dolardan fazla kazandı. Mevcut büyüme oranlarıyla 2027 yılına gelindiğinde serbest çalışanların sayısı kadrolu çalışanların sayısını geçecek. Önümüzdeki 20 yıllık dönemde yeni üretim araçlarıyla kıvılcımlanan eşi benzeri görülmemiş bir inovasyon ve yaratıcılık dalgası ortaya çıkabilir. Bu süreç boyunca yüz milyonlarca insana iş verecek 100 binden fazla yeni mikro endüstrilerin ortaya çıkması muhtemel görünüyor.

Ortaya çıkan geniş bir teknolojiler yelpazesiyle tetiklenen ve üreticiler, mucitler ve startup’lara yönelik inovasyoncu bir oyun alanları asortisi yaşam bularak mamul ürünlerden, veri toplamaya, sistem tasarımına, danışmanlığa, koçluğa, izlemeye, inşaya, sökmeye ve işleri yeniden keşfetmeye kadar yayılan pek çok mikro endüstrinin eşsiz ve farklı yollardan kurulmasına aracılık edebilir. Binlerce işbirlikçinin yardımıyla bugün mevcut endüstrilerin yüzüne bile bakmadığı pek çok niş alanda ortaya mikro endüstriler çıkabilir. Bu tarz değişimi kucaklayanlar başarılı olması daha muhtemel ve “serbest çalışanlar” dalgasını araştıran ve onları kucaklayan şirketler gelecek yıllarda daha da büyüyebilirler.

Serbest çalışanlar ekosisteminin bu denli zenginleşmesini ve derinleşmesini sağlayan sebepleri de incelemekte fayda var. Yazının devamında serbest çalışan olmanın avantajlarından ve dezavantajlarından bahsedilecektir.

Serbest çalışan olmanın iyi yönleri

1. Esnek Saatler

Serbest meslek sahibi olmanın ilk avantajı, istediğiniz zaman çalışabilmenizdir. Kendi saatlerinizi kendiniz seçersiniz. Öğlene kadar uyumak istiyorsanız, bunu yapabilirsiniz. Şehri keşfetmek için haftaiçi tatil yapmak istiyorsanız, kesinlikle gidebilirsiniz. Serbest çalışan olarak, aslında en üretken saatlerinizde çalışabilirsiniz ve bu saatlerin normal iş saatlerinde olması her zaman gerekli değildir.

2. İşler ve Müşteriler Üzerinde Kontrol

Başka biri için çalıştığınızda, kiminle çalışacağınız konusunda bir seçim yapamazsınız. Profesyonel olmayan veya kaba müşterilerle sıkışıp kalabilirsiniz. Ancak, serbest meslek sahibi olduğunuzda kiminle çalışacağınızı seçebilirsiniz. Bir müşterinin kişiliği, işi veya ödeme felsefesiyle iyi bir uyum içinde değilseniz, çalışmak zorunda değilsiniz. Bu kadar kolay.

3. İstediğiniz Yerde Çalışın

Tutarlılığı tercih edip sabit bir mekanda kalın veya iş ortamınız söz konusu olduğunda bir şeyleri sallamayı tercih edin, ister yerel bir kafede çalışmayı seçin, ister tatildeyken istediğiniz yerde çalışmayı seçebilirsiniz. Bir ofiste ve hatta evinizde sıkışıp kalmak zorunda değilsiniz. En iyi çalıştığınız yeri bulun. Pijamalı bir şekilde parkta, kütüphanede veya oturma odanızda çalışabilirsiniz.

4. Patron sizsiniz

Artık müşterilerinizden ve kendinizden başka kimseye cevap vermek zorunda değilsiniz. Kimse sizin üzerinizde baskı kurmuyor ve bir gözetleyici göz sürekli başınızda durmuyor. İstediğiniz zaman istediğinizi yapmakta özgürsünüz. Tüm zor kararları vermek sizin sorumluluğunuz oluyor; tüm kontrole sahipsiniz.

5. Tüm Kâr Sizde

Tamamladığınız projeler ne kadar büyük olursa olsun, artık sabit bir ücret karşılığında çalışmak zorunda değilsiniz. Bu çalışma tarzında, büyük ve küçük projelerinizden ve müşterilerinizden tüm karı tahsis edebilir veya elinizde tutabilirsiniz. Kazancınız sizin müşterinizle üzerinde mutabık kaldığınız ve emeğinizi karşılayan miktar kadar oluyor.

Serbest çalışan olmanın kötü yönleri

1. Sabit Olmayan İş Yükleri

Ne yazık ki, serbest meslek sahibi olmak, gelirinizin ve iş yükünüzün istikrarsız ve tutarsız olduğu anlamına gelir. Çoğunlukla, herhangi bir normal projeye, müşteriye veya kâra güvenemezsiniz, oysa geleneksel bir işte alacağınız ücreti tam olarak bilirsiniz.

2. İş ve Kişisel Zaman Arasında Ayrım Yapmak

Kendi patronunuz olmak ve evinizden çalışmak aynı zamanda çalışma zamanınız ile kişisel yaşamınızı ayırt etmenin zor olabileceği bir durumdur. Bu, uzun saatler çalışabileceğiniz ve kişisel ilgi alanlarınız için asla zaman ayıramayacağınız günlerin de olabileceği anlamına gelir.

3. Aldığınız İşi Yapmak Kadar Önemli Olan İş Bulmak/Müşteri Bulmak Zorluğu

Artık tüm müşterilerinizi ve projelerinizi bulmaktan sorumlusunuz. Geleneksel bir işte çalıştığınızda, projeleriniz muhtemelen size teslim edilirdi. Ama şimdi, sorumlu tek kişi sizsiniz, bu da sizin açınızdan çok fazla ayak işi anlamına geliyor. Ve bu, pazarlama, reklamcılık ve satış dahil olmak üzere birçok alanda iyi olmanız gerektiği anlamına geliyor.

4. Ödeme Alamama

Serbest meslek sahibi olmak aynı zamanda ödeme alamama riskini de taşımak demektir. Bu, serbest çalışma dünyasında oldukça yaygındır ve iyi olmanız gereken diğer bir alan da borç tahsildarlığıdır. Kendinizi ödeme yapmayan müşterilerden korumanın yolları vardır ancak bazen çok geç olana kadar risk altında olduğunuzu fark etmezsiniz bile.

5. Kendi Bağ-kur’unuzu Ödemeniz Gerekir

Bir işte çalışırken emeklilik ve sağlık imkanlarından yararlanabilmenizi sağlayan sigortanız ödenir. Ancak siz kendi işinizde çalıştığınızda minimum tutarı 700 TL civarı olan Bağ-Kur’unuzu ödemek durumunda kalırsınız. Ayrıca çalışmadığınız her gün, para kazanmayacağınız bir gündür.


Show CommentsClose Comments

Leave a comment