Ben bir alışkanlık uzmanı ya da otoritesi değilim. Ben bu yazıyı okuyup, alışkanlıklar üzerine bir ihtimal yeni bir şey öğrenir miyim diyen ve birçok kez yeni alışkanlık kazanmaya çalışıp genelde başarısız olan insanlardan biriyim.

Seni niye okuyalım diyecek olursanız;

bir: iyi bir araştırmacıyım, elimde sağlam bilgiler var, beş dakika ayırırsanız kaybınız olmaz

iki: bu platformu yeni alışkanlıklar kazanmak için kullanmak istiyorum, hayır maksadım sizi kullanmak değil, asla, ama okuyucularla beraber başarmak istiyorum.

Sizin de yakından tanıyacağınız, kişisel gelişim taifesi alışkanlık kazanmanın faziletlerinden ve başarılı neredeyse her insanın birer mükemmel alışkanlık kazanma canavarı olduğundan bahsederler. Bu bilgiler çoğunlukla doğru olmakla beraber bizi ancak ya geçici bir süreyle gaza getiriyor ya da o insanları gözümüzde daha da büyütmemize neden oluyor.

Almış olduğumuz gazla hemen uzun süredir edinmek istediğimiz bir alışkanlığa ilk adımlarımızı atıyoruz ve alışkanlıklarımızı sadece bir depo gazla kazanamayacağımız için kısa sürede rotamızdan çıkıp şevkimiz kırılıyor ve alışkanlık kazanabilen insanlara daha da farklı bir gözle bakıyoruz.

Hayaller ≠ Alışkanlıklar

Hepimizin birçok hayali var; anne babalarımızın çağı için bu hayaller daha çok: para kazanmak, araba almak, ev almak, aile kurmak şeklindeyken; benim neslimde bu listeye ek olarak kariyer yapmak, dünyayı gezmek, girişim kurmak gibi hayaller var.

Bu hayallerin her birisi o hayali kuran için oldukça değerli, ciddiyim ironi yapmıyorum. Ama, hayal kurmanın bir olumsuz yan etkisi var ki biz alışkanlık edinemeyen mağdurlar derneği üyelerini çok kötü etkiliyor, o da bu hayallerin bizi potansiyelimizin çok ötesinde bir dünyaya yerleştirmesi ve çok yoğun duygu yüklemeleri yaparak; bir noktadan sonra bizi boğmaya başlaması…

Daha basit ifadeyle: Gözlerinizi kapattığınızda kendinizi 1 saniyede milyoner olarak hayal etmek gerçekten sizi mutlu edebilir ama asıl mesele gözlerinizi geri açtığınızda sizi karşılayacak olan dünya. Bu dünyada da milyoner olmanız mümkün ama 1 saniyede değil; 1 yıl boyunca haftada 5 gün, günde 10 saat düzenli mesai sonucunda milyoner olacağınızı varsaysak bile yaklaşık 8,5 milyon saniye sizi bekliyor olacak..

Büyük Hayaller ama Küçük Adımlar

Ben hayal kurmayı bırakalım demiyorum.

Alışkanlıkların hayallerden en büyük farkı; gerçek olmaları ve çok kısa sürelerde elde edilemeyeceği gerçeği. Bizler bu gerçekliği kabul edip, bizi hayallerimize ulaştıracak (uzaklaştıracak) olan doğru (yanlış) alışkanlıkları tespit edip küçük adımlar atmalıyız.

küçük ADIMLARI genelde atamıyoruz, zor olduğundan değil, bilakis kendimize yediremediğimizden. Misal, günde 50 sayfa kitap okumak isteyen birisi, ilk günden 50 sayfa ile başlarsa muhtemelen bu alışkanlığını ancak birkaç gün sürdürebilir çünkü beyni bu değişime direnecektir. Yapılan birçok çalışma şunu gösteriyor; beynimiz inanılmaz bir optimizasyon makinesi, yani günlük hayatımızda birçok eylemimimizi istemsizce ya da otomatik olarak gerçekleştiriyoruz. Oran vermek gerekirse, günlük aktivitelerimizin %45’i otomatik olarak gerçekleştiriliyor.

Beynimizdeki otomasyon sisteminin en önemli avantajı enerji tasarrufu sağlaması; yeni ve büyük bir alışkanlık haliyle beynimizde tepkiyle karşılanıyor çünkü o alışkanlığı öğrenme-kabullenme-bir düzene sokma ciddi emek = enerji istiyor. Bu aşamada beynimizle tartışmaktan ziyade onun kurallarına göre hareket etmek en mantıklı seçenek olacaktır.

Günlük 50 sayfa okuma hedefiniz varsa, bir hafta 10’ar, gelecek hafta 20’şer şeklinde okumak ve kademeli bir artış sağlamak beynimizin bu alışkanlığı kabullenmesini kolaylaştıracaktır. Hele ki beynimiz bu yeni düzenin size iyi geldiğini fark ederse bu süreci salgıladığı hormonlarla kolayştıracak ve yolculuğunuzu daha eğlenceli hale getirecektir.

Domino Zinciri

Yancı Alışkanlıklar

Benim en zor kazandığım alışkanlıklar hep tek başıma kazandıklarım olmuştur. Evet, günün sonunda iyidir, hoştur, güzeldir ama birileriyle bir şeyleri başarmak ve toplu alışkanlıklar kazanmak bu yolculuğa tek başına çıkmaktan çekinen insanlar için oldukça verimli bir metoddur.

İstanbul’u hep gezmek istemişimdir ama hep oldukça geçerli (!) mazeretlerle ertelemişimdir. Her gün 50 sayfa kitap okuma hedefim vardı ama uzunca süre başaramadım. Birçok izleyeceğim belgesel birikmişti ama başlamak için bir insiyatifim yoktu. Ve evet, itiraf ediyorum: bu alışkanlıkları kazanabilmek için BİGENÇ Derneği’nde Keşif İstanbul, Homofaber ve Belgesel Günleri etkinliklerinin başlamasını sağladım. İlk başta insanları kullanıyor muyum diye kendimi sorgularken sonradan gördüm ki katılan neredeyse herkes benim gibi, alışkanlık kazanmak isteyen ama tek başına zorlanan ve bir mahalle baskısı arayan insanlardı.

Gözünüz Hep Açık Olacak!

Alışkanlık kazanmak kolay değildir; süreç -kazanmak istediğiniz alışkanlığa bağlı olarak- 20 gün ile 300 gün arasında değişebilir. Ancak unutmayın, pes etmezseniz ve beyninizle sürekli iletişim halinde kalırsanız; yeni alışkanlığınızı kazanacak ve beyninizin otomasyon birimine teslim edeceksiniz.

Tüm bu süreci inovasyon hikayeleriyle anlatmamız mümkün; en basitinden matbaa. Matbaaya geçiş oldukça zorluydu; hem politik hem teknik açılardan. Politik tarafı çok ayrı bir konu ama tekniğine bakacak olursak Gutenberg döneminde, bir kitabı basabilmek için birçok yorucu aşama vardı: tek tek harfleri toplayarak önce cümleler, oluşturmak, devamında kalıpları hazırlamak ve nihayetinde kalıpları baskıya geçirmek. Tüm bu işlemleri yaparken de görsellikten ödün verilmez ve farklı boyut ve fontlarda kalıplar da hazırlanırdı.

Yeni alışkanlık kazanmak da eski dönemlerdeki kitap baskılarını hazırlamak gibi çok adımlı ve yorucudur. Ancak, nasıl ki bir kitabın kalıplarını oluşturduğunuzda artık o kitaptan istediğiniz sayıda basmanız mümkün olur, alışkanlıklarınızın da ilk zorlu aşamasını aştığınızda otomatikleştiğini ve hayatınızın bir parçası haline geldiğini göreceksiniz.

Bu yolculuk kolay değil; birçok kez duraklayacak bazen geriye gidecek hatta direkt yoldan dahi sapabileceksiniz. Böyle durumlar asla sizi gereksiz strese sokmamalı, vücudunuzun isyankar milislerinin kendinizi eleştirmenize izin vermeden hemen tekrardan direksiyonu kapın ve rotaya dönün. Bu nasıl mümkün olabilir derseniz, Lao Tzu’nun güzel bir sözünü paylaşmanın vakti geldi:

Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse bilgedir. Başkalarını yönetmek kuvvettir; kendini yönetmek iradedir.

Lao Tzu

Alışkanlık kazanmak basit bir eylem değildir; felsefi bir çaba ve hatta savaştır. Bu savaşı neden verdiğimizi, bu kadar uğraştığımız şeyin ne için olduğunu, pes edersek neler kaybedeceğimizi sık sık kendimize hatırlatmak ve bu yolculuk boyunca bilincimizi hep uyanık tutmak başarmamızı sağlayacak en önemli yöntemlerdir.

Kaynaklarım

1-https://www.bbc.co.uk/ideas/videos/why-new-habits-are-so-hard-to-stick-to/p07zqc7w
2-https://jamesclear.com/why-is-it-so-hard-to-form-good-habits
Gutenburg Matbaası Üzerine:
3-https://services.tubitak.gov.tr/edergi/user/yaziForm1.pdf?cilt=49&sayi=903&sayfa=90&yaziid=38599

Show CommentsClose Comments

Leave a comment