Modern toplum yalnız kalmak fikriyle ilgili olumsuz bağlantılar geliştirdi. Çocuklar yanlış bir davranışta bulunduğunda onları odalarındaki sessizlik içinde yalnız bırakmayı çocuğun o kötü davranışına karşı bir ceza olarak uyguluyor insanlar. Cuma ya da cumartesi geceleri evde yalnız oturmak hoş karşılanmayan bir durum gibi algılanıyor. Hatta böyle akşamlarda tek başınıza takıldığınızda etrafınızdaki insanlar ‘loser’ (ezik) gibi bakabiliyor size ya da arkadaşlarınız böyle akşamlarda yalnız takılmayı tercih ettiğinizde ‘her şey yolunda mı?’ diye sorma ihtiyacı hissediyor. Durum böyle olunca yalnızlık bizim düşmanımızdır inancı ile çevriliyor etrafımız. Gönüllü yalnızlıkla yapayalnız kalmak arasında bir kafa karışıklığı yaşıyoruz ayrıca.

Gönüllü yalnızlığın yapayalnız kalmayı hissettirmesi gerekmez bilakis birçok insan sürekli başka insanların varlığından olumsuz anlamdaki yalnızlık hissine kapılabilir. Yazar ve psikoterapist Amy Morin bunu şöyle tanımlar: ‘ Yapayalnız kalmak kimsenin yanında olmayışını kavramaktır. Gönüllü yalnızlık ise kendi tercihinle düşüncelerinle baş başa kalmayı seçmektir.’ Gerçek şu ki, gönüllü yalnızlık bizim iyi hissetme halimiz ve potansiyel başarımız için gerekli bir şeydir. Bill Gates her yıl 2 hafta boyunca ahşap bir kabin evde ’think weeks’ adını verdiği düşünme haftaları yapar tek başına. Gürültüden kaçıp yaratıcılığın derinliklerinde kitap okuyup içsel gelişimini seyreder. Mesele aslında şu ki, insanların mental sağlığı ve kişisel gelişimi için tek başına vakit geçirmeyi öğrenmek kritik bir öneme sahiptir ve gönüllü yalnızlığı başarmanın en önemli faydası da kendinizi daha iyi tanıma şansı vermesidir.

Özellikle pandemi döneminde birçok insan evinde vakit geçirip arkadaşlarıyla fiziksel buluşmalardan uzak kalmak zorundaydı. Birçok insan için bu süreçte evde yalnız kalmak acılı bir süreç gibi geçti hatta depresyona girenler bile oldu. Ama aslında yalnız kalmak kötü bir şey değil bunu başarmak bir yetenek olduğu gibi yalnız vakit geçirebilmenin çok ciddi faydaları da var. Biraz bunlardan bahsedelim;

Gönüllü yalnızlık kendin hakkında daha fazla şey öğrenmeni ve kendi sesini bulmanı sağlar. Bilginin parmak uçlarında dolaştığı ve herkesin fikirlerini paylaştığı dünyada bazen inanılacak, güvenilecek faydalı cevaplar sadece bizim için kendi içimizdedir. Bu bizim için kendimizle sohbet edebilme alışkanlığı kazandığımızda çok daha kolay olacak. Kendimizi bir birey olarak öğrenmek ve tanımak noktasında gönüllü yalnızlık bize bir rehber olacaktır.

Özgüveni güçlendirir, kim olduğun konusunda rahat olmanı sağlar. Dış etkilerden uzak durmayı ne kadar çok öğrenirseniz, özgünlüğünüz hakkında o kadar rahat ve kendinden emin hissedersiniz. Bu güven, daha sonra vereceğiniz kararlara da yansıyacaktır.

Yaratıcılığınızı arttırır. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, yalnızlıktan hoşlanan insanların daha yaratıcı olma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Şahsen yalnız kaldığım zamanı gerçekten takdir ediyorum. Geri sarmama, düşünmeme ve dahası, hayal gücümün özgürleşmesine izin veriyor. Çoğunlukla yalnız kaldığım zaman en beğendiğim fikirleri bulmuşumdur.

Size, hayatınızı planlama fırsatı verir. İş toplantılarımızı ve yaklaşan tatillerimizi planlıyoruz. İş yerinde, üç ayda bir iş incelemeleri ve iki yılda bir performans incelemeleri yapılır. İş ve eğlence için planlar düşünürüz de neden aynı şeyi hayallerimiz, özlemlerimiz ve kişisel yaşamlarımız için yapmıyoruz? Kendinize ve hedeflerinize uygun bir hayat yaşayıp yaşamadığınızı düşünmek için hızlı yaşamın ritmine bazen ara vermekte fayda var.

Zihinsel sağlığınızı iyileştirir. Araştırmalar, yalnızlık içinde rahat etmeyi öğrenen, tek başına vakit geçirebilen insanların daha mutlu olma eğiliminde olduklarını, daha düşük stres seviyeleri yaşadıklarını ve depresyona yakalanma olasılıklarının daha düşük olduğunu göstermiştir.

Bu 5 gönüllü yalnızlık faydasının temel şeyler olduğunu düşünüyorum, aslında mental ve fiziksel açıdan daha farklı faydalarını da saymak mümkün. Faydaları konusunda tatmin olduğumuzu düşünüyorum. Şimdi de bu yalnız kalma işini nasıl başarırız, gönüllü yalnızlık yeteneğini nasıl kazanırız onun yol haritasını oluşturalım.

Tek başına birey olarak yeterince iyi olduğunuzu anlayın ve kabul edin. Sen değerli bir insansın ve bunun doğruluğu için kimsenin onayına ihtiyacın yok. Yalnız olduğunda, kendine sen yalnız olmayı seçtiğin için yalnız olduğunu hatırlat. Bu gerçekten bir seçimdir. Birlikte vakit geçirecek birini bulmak çok kolaydır ancak hayatınıza girmesine izin verdiğiniz insanlar için yüksek standartlara sahip olduğunuzda, kendinize, kendinize uygun olmayan birinden daha iyi olduğunuzu söylüyorsunuz.

Başkalarının fikirlerine değer verin, ancak kendi düşüncenize daha fazla değer verin.

Gerçekten ihtiyacınız olmadıkça tavsiye istemeyin. Bunun yerine kendinizden tavsiye isteyin. Kendinizden tavsiye istemek için ne kadar çok zaman ve çaba harcarsanız, başkalarının görüşlerine o kadar az ihtiyaç duyarsınız. Sorunları çözmek için kendinize güvendiğinizde, çok daha güçlü ve kendinden emin bir kişi olursunuz ve daha önce yapamayacağınızı düşündüğünüz zorlukların üstesinden gelebilirsiniz.

Gözlemci olmayı öğrenin. Yalnız kalmaktan gerçekten zevk almak için, sıradan durumlara yeni ve alışılmadık şekillerde bakmayı öğrenin. Parka gidin ve insanları çocuklarıyla veya köpekleriyle oynarken izleyin. Markete gidin ve insanların market alışverişi için neler yaptığını izleyin. Gittiğiniz her yerde çevrenizdeki diğer insanları anlamak için çaba gösterin. Gözlemlerinizden sonuçlar çıkarmayı, kendi yaşam tarzınıza bu gözlemler doğrultusunda katkıda bulunmayı deneyin.

Karanlık bir odada gözlerinizi kapatın ve sessizliğin güzelliğini fark edin. Dünya meşgul bir yer ve arada bir oradan uzaklaşmak için bir dakikanızı ayırmazsanız, yalnız oturup kendini dinlemenin ne kadar güzel olduğunu anlamak çok zor olacaktır sizin için. Bir an durun ve karanlık bir odada sessizce oturun. Çevrenizdeki her şeyi dinleyin. En az meşgul olduğunuz anlarda, sizi rahatsız edecek hiçbir şeyin olmadığı zamanlarda kendinizi inkar ettiğiniz düşüncelerden ve duygulardan kendiniz hakkında çok şey öğrenebilirsiniz.

Kendinle sohbet edebilmeyi öğren. Kendi kendinize konuşmanın son derece normal olduğunu söylüyorlar. Ülkemizde belki delilik göstergesi gibi algılansa da aslında normal bir şey bu. İşin sıkıntılı olduğu durum iç sesimize sesli bir şekilde karşılık verdiğimizde oluyor. Her insanın, günün her saatinde kendisiyle konuşan bir iç sesi vardır ve bu iç sesi tanımak ve onunla nasıl konuşulacağını öğrenmek kendimiz için yapabileceğimiz en önemli şeylerden biridir. Vaktimizi başkalarıyla doldurduğumuzda, bu sesi görmezden gelmek daha kolaydır ancak yalnız olduğumuzda bu bizim tek yoldaşımızdır. Etrafta kimse yokken kendimizle konuşma şeklimiz, bu dünyada kim olduğumuzu her şeyden daha fazla şekillendirecektir. Kendimizi bizi aşağı çeken olumsuz arkadaşlarımızdan uzaklaştırmamız gibi, kendimizi olumsuz bir iç sesten uzaklaştırmak da aynı derecede önemlidir. Yalnız olduğumuzda, bazen pozitif kalmak zor olabilir ancak en çok kendimize karşı nazik olmalıyız.

Her etkileşime değer verin. Çoğu insan, dünyadaki zamanımızın ne kadar kısa olduğunu anlamaya başlamadan önce bir tür trajedi yaşamak zorundadır. Güneşin etrafında birkaç kısa yolculuk yaparsın ve sonra biter hayat dediğimiz zaman dilimi. Yalnız zaman önemlidir. Yalnız zaman güzeldir. Ama başkalarıyla geçirilen zaman da öyle. Sıkıcı insan diye bir şey yoktur. Sıkıcı durum diye bir şey yoktur. Eğer sıkıldıysanız, bunun sebebi dikkat vermemekten yeterince odaklanmamaktan kaynaklı. Bir saniyeliğine bile olsa hayatınıza giren her insanla ilgilenin. Ne dediklerini yakından dinleyin. Ne yaptıklarını dikkatlice izleyin. Onları bir kişi olarak anlamaya çalışın.

Yaşadığınız ortamı yeniden dizayn edin. Yalnız olduğunuzda, bir kalıp içine düşmek kolaydır. Bir şeyler nadiren değişiyormuş gibi durur ve ve böyle hissetmek kolaydır. Ve yalnız olduğunuzda gerçekten siz onları değiştirmek için bilinçli bir çaba göstermediğiniz sürece işler nadiren değişir. Sorun, anlamlı değişimin zor olması ve zor olanın nadiren başlamasıdır. İşleri devam ettirmek için her şeyi taze tutmalısınız. Ve her şeyi taze tutmak için, daha büyük kazançlara yol açabilecek küçük kazançlar aramak en iyisidir. Mobilyalarınızı yeniden düzenlemek kendi başına anlamsızdır ancak sıkıcı bir rutine yeni bir hayat getirir.

Yaratıcılığınızı keşfedin. Yaratmak, hayatınızda yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Dikkatinizi çekmek için yarışan bir insan denizi (veya hatta sadece bir kişi) yaratmak, hayattaki en zor şeylerden biridir. Yalnız kaldığınızda kendinizi işinizde kaybedebilirsiniz. Kendinizi işinizde kaybettiğinizde, gerçekten anlamlı bir şey yarattığınızdan emin olabilirsiniz. Diğer seçeneğiniz, bu yaratma çağrısını görmezden gelmek ve bunun yerine insanlarda geçici rahatlık aramaktır. Yalnızlığından yararlanın.

Gelecek için planlar yapın ve onları sıkıca takip edin

Bir hayat amacınız yoksa, hayatınız hakkında iyi hissetmeniz neredeyse imkansızdır. Biriyle tanıştığınızda, onların hayatlarına hakim olup olmadıklarını ve mutlu olup olmadıklarını ya da amaçsız bir şekilde geziniyorlarsa, peşine düşecekleri bir şeyler aradıklarını hemen fark edersiniz. Hayatınızın amacının karmaşık veya dünyayı sarsıcı olması gerekmez. Bunun büyük ya da ezici olması gerekmez. Sadece mevcut olması gerekiyor. Bir kez orada olduğunda, harekete geçebileceğiniz planlar yapmak çok daha kolay hale gelir. Bu planları hemen takip edin. Onları ertelemeyin. Mükemmel fırsatı beklemeyin. Mükemmel asla gelmez ve ne kadar uzun beklerseniz, başlamak o kadar zor olur. Belki dünyayı dolaşmak ve farklı kültürleri anlamak istersiniz. Belki büyük bir pul koleksiyonu oluşturmak istersiniz. Ne olduğu önemli değil hoşunuza giden bir şey seçin ve peşinden gidin. Bunu yaptığınızda iki şey olur. Birincisi, kendinize güven duygusu kazanırsınız çünkü kendi koşullarınıza göre yaşayabileceğinizi görürsünüz. İkincisi, bu güven yeni ve ilginç insanları hayatınıza getirir. Yalnız olmak güzel olabilir, ancak hayatınıza insan eklemek istiyorsanız, varlığınız için bir amaç bulmak bunu yapmanın en hızlı yoludur..

Buraya kadar gönüllü yalnızlığın öneminden, uygulanmasının faydalarından ve gönüllü yalnızlığı nasıl yaşayabileceğimizden bahsettim. Tarihte başarılı insanlar çoğunlukla başarılarını yalnız geçirdikleri vakitlerdeki verimliliğe borçlu olduklarını söyler. Blaise Pascal 17. yüzyılda ‘insanların tüm sorunları, insanın bir odada sessizce tek başına oturamamasından kaynaklanıyor’ diyor. Benjamin Franklinse yalnızlığın yoğun bir zihni hoş bir şekilde tazelediğinden bahsediyor. Tabi sosyal bir varlık olan insanın haddinden fazla yalnız kalması sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaz ancak bu çağda bizler yalnızlık yoksunluğu yaşıyoruz. Yalnızlık yoksunluğu insanın kendi düşünceleriyle baş başa, başka zihinlerin girdilerinden izole bir halde nerdeyse tek bir dakikasının dahi olmaması. Oysaki Edward Gibbon bu konuda ‘Sohbet kavrayışı zenginleştirir fakat dehanın okulu yalnızlıktır.’ diyor. Kendine Ait Bir Oda kitabının yazarı Virgina Woolf da özgün ve yaratıcı düşünceler için yalnızlığın şart olduğunu düşünüyor. Ancak 21. yüzyılda bizleri gönüllü yalnızlıktan alıkoyan birçok unsur var ve bunların başında teknoloji geliyor. Yürüyüş yaparken, sabah koşusuna çıkınca hatta duş alırken bile zihnimizdeki düşünce akışını duyacağımız seslerin belirlemesini istiyoruz. Bence zihnimizle başbaşa kalmaktan bu kadar çekinmemeliyiz.


Show CommentsClose Comments

Leave a comment