Merhaba bugünkü vaktinin bir kısmını bugün buraya ayıran okurumuz;
Bugün üniversiteler üzerine biraz sohbet edelim. 12 yıllık eğitimimizi takiben hayatımızın “baharında” bir 4 yıl daha vakit geçirdiğimiz üniversiteler

Üniversite / medrese tarihi gerçekten başlı başına geniş bir alan ve üniversitelerin ortaya çıkış nedenleri; yüzyıllar içerisinde gelişen ve farklılaşan eğitim modelleri kesinlikle okunmaya ve araştırmaya değer. İçinde insan olan, hele de bu insanlar henüz 20li yaşlarının başındalarsa, her kurum dinamik olmaya ve değişim geçirmeye mecburdur. Bu kötü bir şey de değildir, bir kabuk değiştirme sürecidir.

Kabuk değiştirme deyimini bildiğiniz üzere birçok kabuklu hayvanın geçirmiş olduğu ecdysis işlemine borçluyuz. Peki kabuğunu değiştiremeyen hayvanlara ne olur biliyor musunuz? Ölürler! Aynı mantıkla, zamanın şartlarına uyum sağlamayan kurumlar kademeli olarak tıkanmaya ve en nihayetinde kitlenmeye / krizlere gebedir.

İlginç bir tezattır ki bu değişim sürecine en çok direnen sistemler, eğitim sistemleri bilhassa da üniversitelerdir. Onlarca yıldır yaşamış olduğumuz birçok teknolojik, sosyolojik ve ekonomik gelişmelere rağmen üniversiteler ikiyüz-üçyüz yıllık metotlarla eğitim gerçekleştiriyor. Hepimiz sistemin yanlış olduğunu biliyorduk, ancak sistem öyle bir kökleşmiş ve statiklemişti ki neredeyse kimse sisteme karşı sesini yükseltemiyordu. Ta ki Koronavirüsüne kadar…

Koronavirüsü berbat bir şey, bunu tartışmaya bile gerek. Ama kısacık bir zaman diliminde insanlık tarihine çok ciddi bir damga vurduğunu düşünüyorum. Koronavirüsü sadece bir virüs olmaktan ibaret değil, kendisi bir salgın hastalık ve çok köklü bir aileden geliyor. Tarihçilerin hem fikir olduğu konulardan bir tanesi de binlerce yıldır ortaya çıkan ve tüm dünyayı kasıp kavuran salgın hastalıkların dünya tarihinde kalıcı olarak bazı şeyleri değiştirdiği yönünde (detaylar için bknz. Mahşerin Dördüncü Atlısı).

Dünyada hiç mi “yeni nesil üniversite” deneyleri yapılmadı, tabiki yapılan bazı çalışmalar var. En temelinden: Udemy, Coursera, EdX, Udacity inanılmaz projeler. Ancak bu denemelerin masraflı olması ve büyük oyuncuların (üniversiteler) eğitm sistemlerinde ve araçlarında yeterince yatırım yapma eğilimlerinin olmaması sebebiyle (tam da psikoloji literatürünün status quo bias dedikleri mevzu) son otuz yıldaki yepyeni İnternet Çağında bile üniversitelerin geçmiş zamanlardakine benzer yol aldıklarını görüyoruz ve yaşıyoruz.

Bu yazıyı okuyan çoğu kişi öğrenci; her sabah erkenden kalkıp gittiğimiz derslerde, hele de hocalarımızın sunumlarını açıp okudukları günlerde, bir şeylerin yanlış gittiğini zaten hissediyorduk. Bu sıkıntıların hepsini gün yüzüne çıkaran ve tarihimizde -inanılmaz risklerle beraber- yapılabilecek en büyük eğitim deneyini gerçekleştiren vaka koronavirüs salgınıdır.





Kaynaklar:
https://review.chicagobooth.edu/economics/2020/article/capitalisn-t-coronavirus-future-universities
https://unstats.un.org/unsd/ccsa/documents/covid19-report-ccsa_vol2.pdf
https://www.britishcouncil.org/voices-magazine/future-higher-education
https://eua.eu/downloads/publications/eua%20strategic%20plan%20final.pdf

Show CommentsClose Comments

Leave a comment