Geçmiş veya gelecek yoktur. Sonsuz bir “şimdi” vardır..

Abraham Cowley

İnsan dünyaya gözünü açmasıyla beraber, hep bir mücadele ve savaş içerisinde olmuştur. Bir yandan doğayı, diğer yandan hayvanları kontrol etme, onlara hükmetme ve üstünlük gösterme çabasında bulunmuştur. Başarılı da olmuştur ama istekleri asla bitmemiştir.

Binlerce yıl boyunca ölümsüzlük iksiri/suyunun peşinde koşmuş, doğanın kurallarını simyacılık ile hacklemeye çalışmış ve buradaki üstünlüğü kendisini tatmin etmemiş olacak ki bu sefer de uzaya açılmıştır. Hükmetme hırsı asla tükenmemiştir; insanlık olarak Afrika ve Latin Amerika’daki karanlık koloni dönemlerini daha yeni aşmışken, Mars’taki yeni yerleşimlere Mars kolonileri denmesi bu devamedegelen hırsın en güzel yansıması.

Bu hükmetme arzusunun en yoğun olduğu ve savaşın halen bitmediği bir cephe ise zaman. Tarih boyunca zaman kavramı insanlık için hep ilgi çekici olmuş, zamanın tanımı, geçiciliği, nasıl kullanılması ve kullanılmaması gerektiği üzerine binlerce insan kafa yormuştur.

Saatler icat edilmiş, yeni saat dilimleri oluşturulmuş ve tüm dünyada standardize hale gelmiş, nihayetinde zaman 24 saatlik bir hücreye hapsedilmiştir. Zamanı hapsedebilme başarısı insanlığa büyük bir huzur getirmiş olsa da zamanla gördü ki zamanı kontrol edebilmek asla bir köpeği evcilleştirmek kadar kolay değildir.

Zaman, hapsedilemez dostlarım; zaman sadece bizimle alay edebilmek için 24 saat safsatasını kabul etmiştir. Evet, ortak ve standart saat dilimlerinin ticarete, ulaşıma, eğitime ciddi katkıları olmuştur ancak zaman hapsedilemez çünkü o tüm hücrelerimize kadar sızan, her nefesimizde oksijen ile beraber tükettiğimiz, içine konulduğu kabın şeklini almayan, kokusuz tatsız ilginç bir şeydir.

Sizinle bu yazı dizisinde zamanın yolculuğuna çıkmak istiyorum; zaman nedir diye bir tartışma başlatıp zamanın ilk anına gidecek ve ilerleyeceğiz. Farklı kültür ve medeniyetlerin zamanı nasıl kavradıklarını anlamaya çalışacağız. Sonrasında horologlardan başlayıp kuantum dünyasının uzay-zaman kavramını inceleyeceğiz. En nihayetinde çoğu insanın merak ettiği soruya cevap arayacağız: “zaman” ile yaptığımız savaşları kazanamıyorsak onunla barışabilmek gerçekten mümkün mü?

Lorenzetti’nin “Allegory of Good Government”, 1338

Show CommentsClose Comments

Leave a comment