Meseleler Podcast’in 3. Bölümü’nde “Bu Gençler de Hiç İş Beğenmiyor” klişesini başlığımıza taşıyıp “Genç İşsizlik” üzerine uzun uzun sohbet ettik. İlk bölümümüzde ise siz değerli dinleyicilerimize ve okurlarımıza her bölümün ardından Meseleler Ekibi olarak meseleler.blog’ta haftada en az bir yazı yayınlayacağımıza dair bir söz verdik.

Yazmaktan ziyade konuşmayı, anlatmayı ve dinlemeyi seven biri olarak dijital bir mecrada yazı yazıyor olmak benim için çok değerli ve zorlu bir eylem. Umarım bolca ilham veren içeriklerle karşınızda olmaya devam edebiliriz 🙂
Dilek ve temenni kısmını da bitirdikten sonra gelelim yazımızın ana konusuna. 

Daha ‘yeni mezun’ bir ‘genç işsiz’ olarak böyle bir başlık atmam biraz ironik ve iddialı olabilir ama sizlere anlatacaklarım var. Bu anlattıklarımı hep birlikte uygulamaya dökersek çok güzel sonuçlar alacağımız konusunda umutluyum.
Önce biraz rakamlara ve bu rakamların sonuçlarına bakalım. 

Türkiye 17-20 milyon arasında bir genç nüfusa sahip. Her yıl 2 milyon genç iş hayatına atılıyor. Bu gençlerin çoğu üniversite mezunu fakat bugünün verilerine baktığımızda genç işsizliğin %27’yi aştığını görüyoruz, bu rakam bize her 4 gençten birinin işsiz olduğunu söylüyor.

Üstelik Türkiye’deki gençlerin yarısından fazlası mutsuz ve her yıl bu oran giderek artmakta maalesef. Her 10 gençten 7’si yurtdışına yerleşmek ve orada yaşamak istiyor. Mezuniyet sonrasında ortalama olarak ilk iş bulma süresi ise 1 yıldan fazla.

Türkiye gençlerinin %65’i işe alım süreçlerinde kendi yeteneklerinden ziyade torpilin daha önemli olduğuna inanıyor. Akademi de kariyer yapmak istersen seni seven bir hocanın olması, kamu veya özelde bir iş düşünürsen de “referans” adı altında “kodaman bir tanıdığının” olmasının şart olduğunu düşünüyorlar. Bu da CV’lerin içerden verildiği bir döneme girdiğimizi çok net şekilde gösteriyor.

Bir de işin psikolojik boyutu var. 

Yusuf Atılgan’ın da romanında dediği gibi: “Aylaklık dünyanın en zor işi.” Hayatını bekleyerek yaşamak demek aslında.
Peki işsiz olmak sadece iş sahibi olamamak mı? Plan yapamamak, yarınını görememek, hatta en kötüsü hayal kuramamak demek. Umutlarını yavaşça yitirmek demek. Ve haklı olarak birçok genç hayalini kurduğu işte başlayıp mesleğini icra etmek ister. Rakamlardan da anlaşılacağı gibi işler burada tıkanıyor.

4-5 yıllık üniversite eğitiminden sonra gerçeklerle yüzleşen gençlerin ülkesine, eğitime ve özellikle kendilerine olan inancı azalıyor ve bağları bir bir kopmaya başlıyor.

Genç işsizlik sorunu üzerinde biraz araştırma yaptıktan sonra gördük ki bu problemin aslında 4 ayağı var.

  • Devlet
  • Özel Sektör – İşverenler
  • Üniversiteler
  • Öğrenciler

Pek de kontrolümüzde olmayan dış aktörleri uzun uzun konuşup sonuca varamamaktansa çuvaldızı iç aktör olan kendimize batırmamız gerektiğini düşünüyorum. 

Gençler olarak (üniversiteye yeni geçenler, şu anda okumaya devam edenler veya yeni mezunlar olarak) içinde bulunduğumuz çağa yani 21.yüzyıla gerçekten hazır mıyız?

Bilginin arttığı fikirlerin azaldığı bu yüzyılın biz gençlerden beklediği bazı beceriler ve yetkinlikler var. Bu becerileri eğitimden ziyade öğretime odaklanan ve çağı yakalamakta geciken eğitim kurumlarında öğrenebilmek maalesef çok zor.

21.yüzyıl, çok yönlü düşünebilen, uyum sağlama yeteneği yüksek, yeni sorunlarla karşılaştığında nasıl davranması gerektiğini iyi bilen bir nesil istiyor.

İşte tam burada, önce 4C (Critical Thinking, Collaboration, Communication, Creativity) olarak karşımıza çıkan şimdilerde ise 6C’ye (Critical Thinking, Collaboration, Communication, Creativity, Citizenship/Culture, Character Education/Connectivity) dönüşen 21. yüzyıl becerileri devreye giriyor.

21.Yüzyıl Becerileri

21. yüzyıl becerileri genel olarak, öğrencilerin bilgi çağında başarılı olabilmeleri için geliştirmeleri gereken üst düzey becerileri ve öğrenme eğilimlerini ifade eder. 
Şimdi 4C kavramını yakından inceleyelim.

Farklı kaynaklardan alınan bilgilerin analiz edilmesi, sorgulanması ve sentezlenmesi olarak tanımlanan eleştirel düşünme, öğrencilere doğru bilgiye ulaşma, bilgiyi anlamlandırma ve kendi hayatlarına uygulama olanağı vermeyi amaçlar.

21. yy becerilerinde işbirliği kavramı, belli görevlerin paylaşılması gibi prosedür odaklı olmaktan çok farklı bakış açıları, ilgi ve yetenekleri olan öğrencilerin bir araya geldiklerinde oluşturacakları sinerjiye odaklanır. 

Günümüz insanının sahip olması gereken en önemli becerilerden biri iyi iletişim kurabilme becerisi. Bilginin açık olması ve karşımızdaki kişinin anlayacağı şekilde aktarılması iletişimin temelini oluşturuyor. 

Bugünün gençleri olarak gelecekte tek bir uzmanlık alanı ile çözülemeyen karmaşık problemlerle baş etmek durumunda kalacağız. Mevcut bilgileri kullanarak yeni bir şey yaratma becerisi sadece sanat alanında değil yaşamın diğer tüm alanlarında da yansıtabilmenin en önemli becerilerden birisi olarak karşımıza çıkıyor.

21.yy becerileri üzerine bir diğer çalışma Harvard Üniversitesinden Dr. Tony Wagner’a ait. İş dünyasından liderler ile yaptığı bu çalışmanın neticesinde, Wagner 21.yy öğrencilerinin ihtiyaç duyacağı 7 beceri olduğunu savunuyor. Bunlar;

  • Eleştirel düşünme ve problem çözme 
  • Ağlar genelinde iş birliği yapmak ve etki yaratarak öncülük etmek
  • Hız ve uyum
  • Girişkenlik ve girişimcilik
  • Etkili sözlü ve yazılı iletişim
  • Bilgiye erişme ve bilgiyi analiz etme
  • Merak ve hayal gücü

Becerilerin geneline baktığımızda bu çağda işletmeler, kurumlar bizlerin sürekli öğrenen, iyi sorular soran, eleştirel düşünen, uyum sağlayabilen, girişimci ruha sahip olan, iletişimi kuvvetli bireyler olmamızı istiyor.

O halde bir an evvel ciddi bir zihin muhasebesi yapıp bu becerileri bir bir hayatımıza katmamız gerekiyor. Bu becerileri edinmeye başladıkça hangi üniversitenin hangi programından mezun olduğunuz önemsizleşecek. Üstelik kendinizi daha iyi tanıyacaksınız, farklı dünyaları deneyimlemiş olacaksınız ve en önemlisi kendi kendinizi yönetmeyi öğreneceksiniz. Mezun olduğunuzda iş arama süreciniz kolaylaşacak ve “aranan” mezun olacaksınız.

O “Ah keşke girebilseydim” dediğiniz üniversitenin mezunlarıyla rahatça yarışabileceksiniz. Unutmayın, kariyeriniz ve mutluluğunuz sizin elinizde. Amacınız fark ve anlam yaratmak, başkalarının refahını olumlu yönde etkilemek olursa, sevdiğiniz işi iyi yaparsanız, hem ekonomik başarı hem de mutluluk sizin olacak.

Show CommentsClose Comments

Leave a comment