Uzun zamandır blog yazılarımda hikaye anlatıcılığı yapmıyorum. Hikayelerin gücüne inandığım için zaman zaman birçok kişi ve kurumların başarılarının, başarısızlıklarının; doğruların ve yanlışlarının hikayesini bazı blog yazılarımla sizlere aktarmaya çalıştım. Hikayeler, birer vaka çalışması niteliğinde olduğundan kendimizi hikayenin aktörlerinin yerine koyarak “neyi farklı yapardım?” sorusunu kendimize sormamızı sağlar ve hikayenin sonunda “neyi farklı yapmalıyım?” sorusunu beraberinde getirir. Hikayelerin gücünü tekrar hatırladıktan sonra  “Kariyer ve Karakter” konusunu ele aldığımız podcast bölümümüze ek olarak bu yazıda iş etiğinin ve iş etiğini merkeze alan kurum kültürünün eksikliğinin nelere yol açabileceğini geçtiğimiz yıllarda büyük ses getirmiş bir skandal ile ortaya koymak istiyorum: Wells Fargo Muhasebe Hilesi ve Çapraz Satış Skandalı. 

Wells Fargo‘ yu daha önce muhakkak duymuşsunuzdur, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük finans kuruluşlarından birisi. 1852’de  önce Amerika’da Iowa’ da kurulmuş banka, bugün 35′ i aşkın ülkede 70 milyon müşteriye hizmet veriyor. Dünyanın en büyük bankaları arasında yer alan Wells Fargo, bundan beş yıl öncesine kadar Amerika’ da tüketicilerin en çok güvendiği şirketlerin başında geliyordu. Şirketin kurtarıcı ve halk dostu imajı, şirkete yıllar içinde milyonlarca müşteri kazandırmış ve şirketi en hızlı büyüyen bankalardan birisi yapmıştı. 2007′ de göreve gelmiş Karizmatik CEO’ su John G. Stumpf, Wells Fargo’ nun mutlu müşteri ve çalışan kitlesi imajını basında oldukça iyi temsil ediyordu. Çizilen imaj, Wells Fargo’ da her şeyin doğru biçimde ve yolunda gittiğini ortaya koyuyordu. Ama bu harika imaj gerçeği ne ölçüde yansıtıyordu? 

2016 yılında ortaya çıkmaya başlayanlar, bize imaj ile gerçek arasındaki tutarlılığı gösterecekti. Peş peşe gün yüzüne çıkan muhasebe hileleri ve talep edilmemiş çapraz satışlar Wells Fargo’ nun imajının altında saklanan gerçeklerdi. Şirket, müşterilerinin izni olmadan onlara çapraz satış yöntemiyle finansal ürünlerini satıyordu(Çapraz satış, bir şirketin herhangi bir ürününü satın almış mevcut müşterilerine elindeki diğer ürünlerini de satması; böylelikle bir müşteriden maksimum geliri elde etmesini sağlayan satış yöntemi olup bankacılıkta yaygın biçimde kullanılmaktadır. Mevduat hesabı olan bir müşteriye kredi kartı hesabı açmak, bir çapraz satış örneğidir). Şirket, ilk başlarda İngilizce’ yi iyi bilmeyen göçmen işçileri ve yaşlıları hedefleyip onları kısıtlı ölçüde bilgilendirerek finansal ürünlerini satıyordu. Sonraları, suni büyüme rakamlarını korumak isteyen şirket, bu sefer mevcut müşteri havuzundaki kişilere izin ve onay almadan hesaplar açmaya başladı. Bu yöntem de büyüme rakamlarını sürdürmeye yetmemiş olacak ki bu sefer daha önce Wells Fargo müşterisi olmayan vatandaşlara rastgele hesaplar ve kredi kartları açılma yoluna geçildi. Peki, bu nasıl mümkün olabiliyordu? Şirketten kastımız kimdi? 

Credit:The Guardian

Dünyanın en büyük bankalarından birisi böylesine etik dışı ve illegal yöntemlere nasıl oldu da başvurabildi? 

Bu soruların cevabı şirketin çalışma kültürü ve iş etiğinde gizliydi. Çünkü bu etik dışı uygulamaları yapanlar banka çalışanlarıydı. Kurum şemasında en altta bulunan çalışanların davranışlarını, onları yöneten liderleri, kurumun kültürü ve değerleri yönlendirir. Eğer şirkette çalışanlar bir yönde davranış sergilerse bunun kaynağı şirketin değerleri ve kültürüdür. UBER’in 2017’de ortaya çıkan skandalından da hatırlayacağımız gibi, acımasız ve adaletsiz rekabeti savunan bir çalışma kültüründe çalışanlar bu rekabet içinde ezilir ve sorun yaşar. CEO Travis Kalanick’ in istifasını hazırlayan sebep de UBER’ in cinsiyet-ırk ayrımcılığına ve acımasız rekabete neden olan kurum kültürüydü.

Wells Fargo da bu anlamda benzer bir örneği teşkil ediyor. Çalışanlar, yaşlı ve göçmenleri manipüle ederek finansal ürünlerini satıyordu çünkü şefleri ve şirket onlara bir satış kotası koymuştu, onlar da işlerini korumak için bu kotayı doldurmalı ve hedefe ulaşmak zorundalardı. Bu yöntem satış kotalarını doldurmaya yetmediği için bu sefer farklı bir yöntemi kullanmaya başladılar: müşterilere onların onayı olmadan çapraz satışla diğer ürünlerini satma yoluna gittiler. Bu yöntem de satış hedeflerini gerçekleştirmelerine yetmediğinde son yönteme geçtiler.  Satış hedeflerini tutturduklarından emin olmak için müdürlerinin sürekli gün içinde defalarca kontrole gelip baskı yapmalarından kurtulmak için en son rastgele sosyal güvenlik numaralarına hesaplar açmaya başladılar. Bir süre sonra Amerika’ nın her yerinden şikayet telefonları Wells Fargo’ ya yağmaya başladı. Yüzlerce insan telefonda “istemedikleri halde adlarına kredi kartı açıldığını, adresine talep etmedikleri halde  sosyal güvenlik numaralarına açılmış mevduat hesabı zarfları geldiğini” söylüyordu. Bu insanlar Wells Fargo’ yu mahkemeye vermeye başladığında hilenin boyutu daha fazla belirginleşmeye başladı: Onayları alınmadan insanların adına milyonlarca sahte hesap açılmıştı! 

WELLS FARGO CORPORATE HEADQUARTERS, NEW YORK, UNITED STATES – 2016/10/05: (Photo by Erik McGregor/Pacific Press/LightRocket via Getty Images)

Suçlamalarla karşı karşıya kalan Wells Fargo yönetimi, çalışanlarının etik dışı ve illegal yöntemlerle hesaplar açmasından haberleri olmadığını iddia etti. Peki çalışanlar, nasıl olur da bu yöntemleri kullanırdı? 

Cevap çok basit: çünkü işlerinden olmak istemiyorlardı. Üstlerinin baskısına karşı işlerini korumak için yasal olmayan yollara başvurmuşlardı. Peki, neden böyle bir baskı altında çalışıyorlardı? Durumu düzeltmek için şirketin üst kademelerine şikayet edemezler miydi?  

Ettiler. Fakat birçok çalışan kullanılan bu hileli yöntemleri üstlerine bildirse de sorun çözülmediği gibi ifşacılık suçlamasıyla işinden oldu. Jessie Guitron da bu çalışanlardan biriydi.

Bu durum şu gerçeği ortaya çıkarıyor: yönetim bu hilenin farkındaydı ama düzeltmek için hiçbir şey yapmadığı gibi düzeltmek için adım atanları da işten çıkardı. 

Gerçeğin gün yüzüne çıkmasıyla patlayan skandal, Wells Fargo’ nun sayısız suçlamayla karşı karşıya bıraktı. Bu büyük skandal karşısında CEO  John G. Stumpf, istifa etti. Yerine gelen Timothy Sloan da şirketi tüm yanlışlardan temizlemeyi vaat etse de fazla zaman geçmeden istifasını sundu. Tarihin en büyük finansal skandallarından birinin merkezinde yer alan Wells Fargo’ nun payına yüklü bir tazminat, hisse değerlerinde dramatik düşüş ve marka imajındaki telafisi zor zedelenme düştü. 

John Stumpf ABD Finansal Hizmetler Komitesinden önce ifade verirken | SHAWN THEW/EPA

Şirket, tüm bu skandallardan sonra geçen birkaç yıldan beri kurum kültürünü, çalışma ortamını ve etik değerlerini tekrar gözden geçirip yenilemeye çalışıyor, ama toparlanma biraz zaman alacak gibi. 

Gençlik Dosyası’ nın 10.bölümünde dediğim gibi adaletsiz ve yıpratıcı bir rekabeti teşvik eden, çalışanlarını etik dışı davranışlarda bulunmaya iten kurum kültürleri çok boyutlu zararlara sebep oluyor ve bunun sonucunda hem çalışanlar, hem toplum hem de şirket hem de hissedarlar ciddi zarar görüyor.

Şirketler, sadece rakamlara  ve kara odaklanıp var oluşunun temelinde “insana değer katma” zihniyetinin yattığını unutursa, katma değer üreten kurumlar olmaktan çıkıp zararlı birer organizmaya dönüşürler. Bu sebeple geleceğin yöneticileri ve şirket liderleri olacak gençlerin, nasıl bir şirkette çalışmak istediklerini ve nasıl bir şirket ortaya çıkarmak istediklerini iyi düşünüp insana kıymet veren işlere öncülük etmeliler. Dünya’nın buna ihtiyacı var. 

Ek olarak İş etiği üzerine yazdığım bu yazımı da okuyabilirsiniz:


Kaynak:

Show CommentsClose Comments

Leave a comment