Kendinizi en son ne zaman çok yoğun ve zamanı yönetemiyormuş gibi hissettiniz? Başınızı kaşıyacak zamanınızın olmadığını, bir sürü tantanayla uğraştığınızı ve 24 saatin size yetmediğini kendinize en son ne zaman şikayet ettiniz? Ben uzun bir süre(birkaç yıl) kalıcı halde böyle hissettim. Çok meşguldüm, sürekli bir sürü proje toplantım ve yapmam gereken bir ton iş vardı. Üniversite yıllarım sürekli böyle bir meşguliyetle geçti.

Biliyorum ki böyle hissetmek konusunda yalnız değilim. Birçok farklı alanda faaliyet gösteriyor ya da yalnızca bir alanda çalışıyor olun, eminim hayatınızın bir döneminde hiçbir şeyi yetiştiremediğinizi hissetmiş, bu sebeple işinizin zamanınızdan fazla olduğunu düşünmüşsünüzdür. His ve tecrübe ortağı olduğumuzdan size karşı açık ve direkt olayım: bu kocaman bir yanılgı. Neden mi?

İnsanların çoğu, hayatlarındaki görev ve sorumluluklarını doğru organize edememiş ve doğru zamanda gereken odaklanmayı gösterememiş olduğundan sürekli olarak bu yorucu meşguliyet hissiyle yaşıyor. Doğru zamanda ihtiyaç duyulan verimlilikte çalışmadan saatlerini bu görev ve sorumluluklara ayıran insanlar, uzun saatler çalışmış oldukları için dinlenme,eğlenme ve çalışma dengesini kuramıyor ve sonunda ciddi mental zorluklarla karşılaşıyorlar. Tasvir ettiğim bu deneyimi uzun dönemler yaşadığım için aynı zorlukların beni zaman içinde nasıl yıprattığını çok sonraları fark ettiğimde kendime şu soruyu sordum: “Ben gerçekten dünyayı mı kurtarıyorum da bu kadar meşgulüm?”. Okula ek olarak birçok alan ve proje üzerine çalışıyor olsam da yine de “işim vaktimden fazla” dememin o kadar da gerçekçi olmadığının bilincine vardığımda bu savın aksini kendime nasıl ispat edebileceğim üzerine de düşünmeye başladım. Neden ben ve benimle aynı tecrübeyi paylaşan yığınla insan böyle hissediyordu? 

Cevabı çok açık: Verimsiz çalışma. Peki insan neden verimsiz çalışır? 

Bunun birçok sebebi var, ama temelde yatan sebep sürekli bölünerek, oradan oraya atlayarak, aynı anda birçok işle uğraşarak çalışma alışkanlığına sahip olmamız. Yarım saat sürecek bir işi (örneğin bir konu üzerine birkaç makaleyi okumak) iki saatte ancak tamamlıyoruz. Tam iş üzerine yoğunlaşacağımız sırada ya bir mail geliyor onu okuyup cevaplamak için yan sekmeye geçiyoruz, ya bir arkadaşımız bir mesaj atarak acil dönüş bekliyor, ya da işi yaparken dalıp gitmiş aklımıza gelen alakasız bir meseleyi internette aratıyor ve o arama üzerinde sörf yapıyoruz. Yapmamız gereken iş hemen orada bizi beklerken biz alakasız bir yerde, indirime girmiş bir kıyafetin kalan son stoklarından birini kapmak için zamanla yarışıyoruz. Yani önümüze yalnızca odaklanmamız gereken işi almak yerine bir ton ıvır zıvırı da alıyor, bu ıvır zıvırlar arasında gezerken pek kıymetli zamanımızın yüzde 10-20 sini asıl işimize ayırıyoruz. Yani 2 saatlik bir zaman içinde yine yarım saat az vakti asıl işimize ayırmış oluyoruz. Böylesine verimsiz ve yüzeysel çalıştığımızın için yapmamız gereken her işe aslında ihtiyaç duyulan vaktin en az dört beş katını ayırıyoruz ve sanıyoruz ki biz bu işlerde saatlerce çalışıyoruz. Özellikle gençlerin hayatında fosilleşmiş bir alışkanlık haline gelen bu verimsiz ve dağınık çalışmanın özünde sürekli dikkat dağılması ve darmadağın edilmiş odak becerimiz yer alıyor.

Bu yazının üzerine yazıldığı “Odaklanarak ve Ertelemeden Yaşamak | Zaman Yönetimi”adlı podcast bölümümüzde odaklanma becerimizi nasıl kaybettiğimizi daha detaylı biçimde ele aldık. Odaklanma becerimizi nasıl kaybettiğimizin kısa hali şu: Sosyal medya ve yeni teknolojilerin dijital dünyayı hayatımızın her anında erişilebilir kılması ve bu dünyaya erişmeye muhtaç hissetmemizi tetiklemesi bizde sürekli olarak cep telefonumuzu, sosyal medya hesaplarımızı, mesajlaşma uygulamalarımızı, e-posta kutumuzu kontrol etme dürtüsü inşa etti. Bu sebeple birkaç saniye bir işe odaklanınca hemen kendimizi Whatsapp’ ta gelen mesajları okurken buluyoruz. Yıllardır sürekli itaat ettiğimiz bu dürtü yüzünden saniyelik periyotlarla sanal dünya ve gerçek dünya arasında geçişler yapıyoruz. Bunun sonucunda da bir öğeye ya da işe birkaç saat hiç bölünmeden odaklanma tecrübesini nadiren yaşıyor ya da hiç yaşamıyoruz. Pratiğini yapmadığımız bu yaşama ve çalışma biçiminin de becerisi olan odaklanma becerisini zaman içinde kaybettik. Artık uzun süreler boyunca odaklanmayı sanki yeni bir alışkanlıkmış gibi baştan inşa etmemiz gerekiyor. Buna DOLANDIRILDIK diyebiliriz. 

Peki, bu beceriyi kaybetmiş de olsak nasıl yeniden uzun süreler odaklanıp çalışmaya başlayabiliriz? Hayatımızdaki işleri ve rutinleri çok daha az vakit ayırarak yerine getirip, bu işlerde daha anlamlı ve nitelikli üretimleri nasıl yapabiliriz? Bu sorunun cevabı ve bu sorunun devası Pürdikkat Çalışma. 

Pürdikkat çalışma

Pürdikkat çalışma(Deep Work), Cal Newport’un aynı isimli kitabında “tamamen odaklı halde, büyük bir dikkatle gerçekleştirilen ve bilişsel yeteneklerimizin sınırlarını sonuna kadar zorlayan profesyonel faaliyetler” olarak tanımlanmış. Tanımın akabinde Newport şöyle devam etmiş: “Pürdikkat çalışmayla üretilen yeni değerlerin ve geliştirilen kişisel becerilerin başkalarınca taklit edilmesi çok zordur”. Yani pürdikkat çalışma, yukarıda ifade ettiğim “verimsiz çalışma yüzünden gelen gereksiz meşguliyet hissi ve vasat performanslar” meselesinin tam olarak zıttını ve yaşanan sorunun çözümünü ifade ediyor. Araştırmalar bugün şirket çalışanlarının ve öğrencilerin işlerinin %60′ ından fazlasını angarya işlere (e-mail kutusunu temizlemek, internette dağınık biçimde sörf yapmak gibi) ayırdığını gösteriyor.  Yani çok meşgul birer insan olarak birçok işe ayırdığımız saatlerin çoğunluğunu angarya ve niteliksiz işlere ayırıyoruz. Bu verimsizliği ve zaman israfını pürdikkat çalışma yolu ile ortadan kaldırabiliriz. Zira pürdikkat çalışma bize tam odaklanma ile yaratıcı ve kaliteli işler üretme imkanı sunuyor. Pürdikkat çalışırken kendimizi önümüzdeki işe ve öğeye verip çalışırken “akış(flow)” dediğimiz deneyimi de yaşıyor, yaşadığımız deneyim içinde adeta bir su gibi usulca ve zarafetle  akıyoruz. Bir su gibi, güçlü bir hızla ve kararlılıkla hedefimize ne olursa olsun ulaşıyoruz. 

Credit: The Migty Inkpot

Bize hem verimlilik yoluyla zamandan tasarrufu hem de tam bilişsel kapasitenin kullanımı yoluyla nitelikli performansı sağlayan pürdikkat çalışmanın her tip çalışma tarzındaki insanlar için yararlı olduğunu belirtmekte fayda var. Eğer benim gibi birçok farklı alanda ve projede yer alan biriyseniz, bu çok sayıdaki işlerin tamamında kayda değer ürün ortaya koymak için kısıtlı olan zamanınızı iyi kullanmanız gerek, aksi halde normal bir hızda ve verimlilikte çalışırsanız yetiştiremezsiniz. Ya da sadece bir alanda derinlemesine çalışan bir araştırmacı olduğunuzu düşünelim. Bir alanda derinlemesine çalışmak ve sonunda detaylı ve yeni bir sonuç üretmek için diğer araştırmacılarla eşit miktarda harcadığınız vakitte daha çok mesafe kat etmeniz gerekecek. Bu nedenle, hangi alanda ve biçimde çalışıyor olursanız olun, bu çalışma tarzının size katacakları var. 

Peki “ne olursan ol yine gel” diyen bu pürdikkat çalışma becerisini nasıl kazanacağız? Nasıl tam bilişsel kapasite ve odağın kullanımıyla en yaratıcı ve kaliteli işleri kısa zamanda yerine getirmek için nasıl pürdikkat çalışabiliriz? 

Newport, Pürdikkat adlı kitabında bunun formülünü ve uygulama detaylarını da vermiş. Ben bu yazıda bu uygulamalara kısaca değineceğim. 

Pürdikkat çalışmak için hayati olan 4 temel kural mevcut: derinleş, can sıkıntısından kaçma, sosyal medyadan çık ve sığ sulara dikkat et.

1. Derinleşin

Derinleşme kuralı, gündelik hayatınızdaki dikkat dağıtıcılardan kendinizi tamamen soyutladığınız zaman blokları oluşturmak anlamına geliyor. Bu zamanlarda, iradenizi tüketecek farklı cazip ve basit aktiviteleri def etmiş; dikkatinizi dağıtacak e-posta ve ekran kullanımlardan ve kalabalık ortamlarda insanlarla iletişim gibi öğelerden arınmış olmalısınız. Pürdikkat çalışma yolundaki bu ilk adımda öncelikle zamanı oluşturma yaklaşımını belirlemelisiniz. Zaman blokları oluşturma yaklaşımlarının en temel olanları keşiş yaklaşımı, çift modlu yaklaşım, ritmik yaklaşım ve gazeteci yaklaşım

Keşiş yaklaşımı, adından da anlaşılacağı üzere dikkat dağıcı ve bölücü unsurlardan tamamen arınmış bir yaşam tarzı oluşturma ve bu yaşam içinde derinleşerek çalışma yaklaşımıdır. Örneğin hep aklınızda olan bir kitap yazma fikrini hayata geçirmek istiyorsunuz ve bunun için de birkaç aylık yaz tatiliniz müsait. O çığır açacak kitabı yazmak için ailenizin hiç kullanılmayan o köy evine gidip sosyal medya ve internet gibi dikkat dağıtıcıları bir kenara bırakarak pürdikkat biçimde kitabınızı yazmanız pürdikkat çalışmada keşiş yaklaşımına bir örnek olabilir. Öte yandan, “ben önemli bir insanım, bir sürü insan bana birçok projede ihtiyaç duyuyor. Öyle başımı alıp kendimi dağlara vuramam” diyor da olabilirsiniz. Bunun yerine “ben cumadan çıkıp pazartesi dönerim ve haftanın üç günü hiç kimsenin gitmediği o yazlığa gidip kitabımı yazarım, kalan vakitlerde de projelerimi ve sosyal hayatımı yürütürüm” diyorsanız bu da çift modlu yaklaşımı kullandığınız anlamına geliyor.

Vidar Nordli-Mathisen on Unsplash

Özellikle genç neslin bu iki pürdikkat çalışma yaklaşımını kullanmasını beklemek oldukça hayalci olacağından ben daha makul ve gençlerce kullanılabilecek yaklaşımlara geçeyim. Ritmik yaklaşım, normal hayat rutininizde pürdikkat çalışma zamanlarını belirlerken ritmik bir yaklaşım kullandığınız; yani uzun bir zaman planı zincirinde her periyotta aynı sırada pürdikkat çalıştığınız yaklaşımdır. Örneğin her gün sabah 6’da uyanıp bir sabah sporunun ardından 9′ daki işinize/derslerinize kadar kadar 7 ile 9 arasında iki saatlik bir zaman bloku belirleyip yoğun biçimde çalışabilir ve bunu rutin haline getirebilirsiniz, o halde ritmik yaklaşımı kullanmış olursunuz. Son yaklaşımımız olan gazeteci yaklaşımı da sürekli oradan oraya, o işten o işe koşturduğunuz mecburi bir yaşamınız varsa her haftanın/zaman periyodunun başında günü planlarken işlerden ari, boş olduğunu bildiğiniz bir ya da birkaç saatlik zaman bloğunuzu belirleyerek bu zamanda pürdikkat çalışmaya gömülmeniz anlamına geliyor. Örneğin bir gün okulda sabahtan öğleye kadar dersiniz var, ardından öğle yemeğinin peşine bir konferansa katılacaksınız. Konferansın iki saat sonrasında bir proje toplantınız var ve arası boş. Bu boş zamanda hemen bir çalışma odasına ya da sessiz bir kafeye çekilerek pürdikkat çalışabilirsiniz. 

Pürdikkat çalışma zaman bloklarını belirledikten sonra diğer bir önemli derinleşme adımı pürdikkat çalışmanın detaylarını belirlemenizi sağlayacak sorulara cevap vermek. Bu soruların başlıcaları şunlar: 

  • Nerede ve ne süreyle çalışacaksıniz? Pürdikkat çalışmanızı gerçekleştireceğiniz mekanı önceden belirlemiş olmalısınız. Bu mekan tam bilişsel odaklanmanızı mümkün kılacak niteliklerde olmalıdır. Yukarıda örneklendirdiğimiz gibi kullanılmayan bir yazlıkta mı, kimsenin gitmediği sessiz bir kafede mi, ya da okuldaki bir çalışma odasında mı? Özel bir vakit ve mekan belirlemek, pürdikkat çalışma ritüelini inşa etmek için hayatidir. 
  • Nasıl Çalışacaksıniz? : Pürdikkat çalışma ritüeliniz hangi adımlardan ve yöntemlerden oluşacak? Öncelikle konuyla alakalı detaylı bir üretim planı çıkarıp ardından adımlar üzerine okumalar mı yapacaksınız? Bu çalışma süresince hangi materyal ve kaynaklara ne süreler ve ölçülerde erişebileceksiniz? Bu noktada dikkat dağıtıcı özelliği olan kaynaklara (internet vb.) erişiminizi yönetmeniz ve kısıtlamanız önemlidir 
  • Çalışmanızı nasıl takviye edeceksiniz? : Pürdikkat çalışma, yoğun bir zihinsel odaklanma gerektirdiği için hızlı yorulmanız muhtemeldir. Bu yorgunluğu giderip performansınızı devam ettirmek için takviyeniz ne olacak? Güzel bir fincan kahve ile zihninizi toparlayabilir ya da birkaç dakikalık mola vererek yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Molaları yalnızca bir dinlenme periyodu olarak düşünmeyin; onlar sizin daha iyi çalışmanız için birer yakıt görevi görecektir. 

Bu temel sorulara cevap vermek, pürdikkat çalışma yöntem ve şartlarını somutlaştıracak ve detaylandıracaktır. 

2. Can Sıkıntısından Kaçmayın

Pürdikkat çalışmak için nasıl derinleşeceğinizi anlattım. Ancak söylemesi kolay olan bu çalışma biçimi, yazının başlarında da ifade ettiğim gibi yeni bir alışkanlık olduğundan alışkanlık inşa etme sürecindeki zorluklar ve can sıkıntısıyla burada da karşılaşacaksınız. Çalışırken telefonunuzu sürekli kontrol etme alışkanlığınızı bir kenara bırakıp tamamen işe kendinizi vermeniz elbette kolay olmayacaktır. Tamamen bir çalışma öğesine(bazen oldukça sıkıcı olabilen) odaklanmak yerine internette eğlenceli bir video izlemek ya da yeni bir kıyafete bakmak daha hoş gelebilir. Ama bu çalışmayı bir rutin haline gelene dek sürdürmek gerekiyor. Pürdikkat çalışmayı bir rutin haline getirip bilinçaltınızın ellerine teslim ettiğinizde her şey daha kolay olacak. O yüzden biraz dişinizi sıkın.

Kaboompics .com adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

3. Sosyal Medyadan Çıkın

Podcastin ikinci bölümü için yazdığım Sosyal Medya Yüzünden Hayatı Iskalamayın” adlı yazımda neden sosyal medya kullanımımızı gözden geçirip azaltmamız ya da bırakmamız gerektiğini detaylıca anlattım. Yazıya göz atarak konunun detaylarına ulaşabilirsiniz. Yine de uzun lafın kısası şu: Yaygın sosyal medya kullanım tarzı,  yukarıda bahsettiğim gibi odaklanma becerimize ket vurup kendimizi yaşadığımız deneyime veya çalıştığımız işe veremememize sebep oluyor. Pürdikkat çalışma becerisini kazanmak için gereksiz bilgi yığınlarına maruz kalmaktan kurtulmamız gerekiyor. Bu gereksiz bilgi yığınının menbağı olan sosyal medyayı bilinçsizce kullanırken pürdikkat çalışma ihtimalimiz yok denecek kadar azdır. 

4. Sığ sulara dikkat edin

İnsanlar olarak derin çalışma ve yüzeysel çalışmayı ayırt etmekte zorlanırız. Derin çalışma – Newport’un tanımını hatırlayın – tam bilişsel kapasite ve odak ile yoğunlaşarak çalışmaktır. Öte yandan yüzeysel çalışmada ise tamamen odaklanmadan uzak, bilişsel çaba gerektirmeyen operasyon ve organizasyonel işler bulunuyor. Örneğin derste almış olduğunuz notları temize çekmek için dijital platforma aktarmak bir derinleşerek çalışma değildir. Ya da bir projede katılımcılara atmanız gereken mailleri hazırlayıp zamanlamasını kurmanız da yüzeysel çalışmaya örnektir. Sıklıkla ayrımını yapmakta hataya düştüğümüz bu görevleri derinleşerek çalışma işlerinden bağımsız tutmak ve pürdikkat çalışma zamanlarında bu işlerden ziyade daha fazla bilişsel kapasite ve derin düşünme mesaisi gerektiren yaratıcı işleri yapmalısınız. 

Pürdikkat çalışma ancak derinleşerek çalışma işlerinde işlevseldir. Değerli pürdikkat çalışma zamanınızı angaryalarla ziyan etmeyin. 

Zamanı yönetmek için çılgınlar gibi takvimden takvime, bir to-do-list uygulamasından diğerine koşuyoruz. Verimli ve nitelikli çalışmadığımız müddetçe istediğimiz platformu kullanalım, başta bahsettiğim işleri yetiştirememe ve sürekli meşgul olma his ve durumunda kurtulamayız. Bu yüzden, pürdikkat çalışarak kıymetli zamanımızı bilgece kullanıp çığır açan işler ortaya koyalım. 

İleri Okuma:

Pürdikkat – Cal Newport

“Sosyal Medya Yüzünden Hayatı Iskalamayın” adlı yazım

Show CommentsClose Comments

Leave a comment