Sen dünyasın; o yüzden sen değişirsen, dünya değişir.

Osho

Bugün bol özlü sözlü bir yazıyla karşınızda olacağım.
Mevzu derin, öyle üniversite seçimidir iş bulmaktır, odaklanamamaktır gibi basit konulara benzemiyor bugünün meselesi.
Bugün değişimden bahsedeceğiz; ne değiştirebilirsin, nasıl değiştirebilirsin, ne zaman-nerede-kimle değiştirebilirsin… ve tabii, değiştirmek zorunda mısın?

Hayatım boyunca hep bir şeyleri değiştirmek gibi ilginç bir takıntım olmuştur. Bu bazen yanlış bir alışkanlık, bazen odadaki eşyaların yerleri, bazen de mahallemdeki sokakların adı olmuştur. Gel zaman git zaman aslında fark ettim ki değiştirmeye çalıştığımız her şey aslında bir kurulu düzen ya da daha havalı bir tonda söyleyecek olursak, status quo.

Değişim, benim gibi bir yengeç burcu erkeğini bile [burçlarla ilişkim git gellidir, hemen yargılamayınız] heyecanlandıran oldukça ilginç bir eylemdir; değişim bize oyunda olduğumuzu hissettirir. Düşünseniz, SİZ BU HAYATTA BİR ŞEY DEĞİŞTİRDİNİZ.. Bu dünyayı kurtarmak da olabilir, bir uygulama geliştirmek de ya da en basitinden evinizin önündeki kırık kaldırımı değiştirmek bile olabilir.

+ olarak: değişim sadece canlılara has bir özellik değildir, bir taş zamanla kuma dönüşürken bir toz kütlesinin bir gezegene evrilebildiği gibi.. Gördüğünüz üzere değişim evrenseldir ve tüm evren tarihi ve geleceği değişim üzerine inşa edilmiştir; işte bu sebeple bugünkü konumuz değişimin oldukça daraltılmış bir yönüne odaklanacak: Değişim & İnsan.

Değişim Nasıl Başlar

Eğer bütün insanlığı uyandırmak istiyorsanız, bütünüyle kendinizi uyandırın. Dünyadaki acıları bitirmek istiyorsanız, içinizdeki karanlığı ve negatif enerjiyi yok edin. Aslında, dünyaya verebileceğiniz en büyük hediye, kendi değişiminizdir.

Lao Tzu

Değişim kişinin kendisinde başlar; ne kadar klişe değil mi?
Ama bir o kadar da doğru.. Ben ve arkadaşlarım dernek işlerine ilk merak saldığımızda her Türk genci gibi, önce ülkemizi sonra da tüm dünyayı kurtarmak gibi oldukça rasyonel ve makul hedeflerimiz vardı 🙂

Ancak kısa sürede gördük ki bırakın Türkiye’yi bizim kendimize hayrımız yok.
Karşılaştığımız ilk zorluk, iş yapmaktı. Biz bir türlü işin kendisine girişemiyorduk. Neden mi? Toplantılara başlayamıyorduk da ondan..

Sırf önceden belirtilen toplantı saatinde masaya oturmamız bizim neredeyse iki yılımızı oldu. Bu neden bu kadar uzun sürdü, sorunlar neydi; bunlar ayrı bir tartışma ancak bu olay değişimin gerçekte ne kadar zorlu olduğunu ve tarih boyunca milyarlarca insanın -hatta tüm insanlık tarihi boyunca 108 milyar insanın toplamda yaşadığına dair bir tez var- neden değişime direndiğini ya da gerçekleştiremediğini görmemizi sağladı.

Çünkü Ahmet Hamdi Tanpınar’ın da dediği üzere “Hiç kimse değişime karşı değildir, yeter ki ucu kendisine dokunmasın“.

O sebeple iki yıl boyunca Türkiye’de bir şey değiştirmeden evvel değişimi kendi 10 kişilik ekibimizde gerçekleştirmeye çalıştık; zamanında toplantı yapmaktan tutun düzgün teslim edilen işlere..


toplum ve lider-yönetilme ilişkisi
değişim stratejisi


Show CommentsClose Comments

Leave a comment