Lisans eğitimimin son yılında kariyerimi inşa etmek için bazı şirketlerin işe alım süreçlerine dahil olmuş ve birkaç şirket ile iş görüşmesine gitmiştim. Yurt dışında yüksek lisans ile eğitimime devam etmeyi düşünsem de benim için uygun olduğuna inandığım işe alım ve mülakat süreçlerini tecrübe etmek ve bu şirketlerin çalışma ortamlarını görmek adına işe alım süreçlerine katılmayı makul bulmuştum. Şirketleri ve çalışanlarına sundukları imkanları görmüş olmak da kariyer rotamı çizmek için önemli fikirler sunmuştu.

Bu bağlamda yeni mezun işe alım sürecine dahil olduğum bir yönetim danışmanlık şirketi tarafından mülakata davet edilmiştim. Yönetim danışmanlık alanı gelecekte çalışmaktan keyif alacağımı düşündüğüm sayılı alanlardandı; bu sebeple yurt dışı rotamdan dolayı devam etmeyeceğimi bilsem dahi bu şirketi görmek için mülakata katılmıştım. 

Mülakat günü, şirketin oldukça şaşaalı plazasından içeri girdiğimde zihnimde önceden yaptığım araştırmaların nihayetinde oluşmuş bir yargı çoktan vardı ve bu yargı açıkçası olumsuzdu. Çalışanlarını pek de ideal olmayan saatlere kadar çalıştıran ve ürettikleri ekonomik değere karşın düşük bir maaş sunan bir şirket olduğunu konuştuğum herkesten ve okuduğum tüm yazılardan öğrenmiştim. Yine de ortamı görmek istediğimi bildiğim için mülakattan on dakika önce departmanın bulunduğu katta hazır halde bekliyordum.

energepic.com adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

Uzun bir bekleyişin ardından; belirlenen mülakat saatinden yarım saat sonrasında birkaç saat sürecek görüşmeye başladık. Tüm okuduklarım ve mülakatın geç başlaması şirkette kendime pek de bir gelecek görmeyeceğimi idrak etmemi çoktan sağlamıştı ama benim için belki de son kurşun görüşmenin ilk seansında atıldı. Görüşmeye gelen danışman müdür ile konuşmaya başladıkça gözlerindeki yılgınlık ve mutsuzluğa takılı kalmaya başladım. Çok kibar ve başarılı bu danışman müdürün her şeye rağmen pek de mutlu olmadığını anlayabiliyordum ve bugüne kadar kurum kültürü ve iş ortamı üzerinde yaptığım okumalar ve içinde bulunduğum kurumlarda edindiğim tecrübelerimin doğrultusunda bu yılgınlık ve mutsuzluğun iş ortamından kaynaklandığı kanısına vardım(elbette burada bir çok muhtemel sebep olabilir: belki müdür bir gece öncesinde ailevi bir sorun yaşamıştı; belki ben şirket hakkında okuduklarımdan dolayı ve görüşme öncesi çok bekletildiğim için negatif bir bakış açısına çoktan saplanmıştım. Ama bunların ihtimalinin çok düşük olduğunu düşünüyorum). 

O mülakatta zihnim bu olumsuzluklarla boğuşuyordu ve kendi adıma orada çalışmayacağımın kararını vermiştim. Mülakattan da iyi bir sonuç almayacağımı bilerek oradan ayrıldım. Ama o gün son sınıfta okuyan bir üniversite öğrencisi olarak zihnimde bir soru uyandı: Acaba ben nasıl bir iş ortamında ve iş kültüründe çalışmak istiyorum?

Milyonlarca insan her gün işe ayaklarını sürüyerek gidiyor. Levent’ e giden metroya hafta içi bir günün sabahında bindiğinizde çevrenizdeki insanları bir inceleyin. İş yerinde mutsuz olan ve istemeyerek işe giden insanlarla dolu bir vagonda olduğunuzun fark edeceksiniz. Bir genç olarak Y kuşağının sonu ve Z kuşağının başında yer alan yeni mezunlar grubunun bir üyesi olarak gayet iyi biliyorum ki bugünün çalışma ortamları ve şartları yeni nesle hitap etmiyor, onları cezbetmiyor. Bu sebeple birçok genç kişilik, bilgi ve becerilerine  hiç uymasa da kendi işlerini kurarak girişimci olmayı seçiyor ve tamamına yakını da başarısız oluyor. Bir işe girip ayakta kalmaya başlamak zorunda olduğunu bilen gençler de istemeseler de, hiç mutlu olmayacaklarını bilseler de bahsettiğim iş ortamlarına dahil olup yıllarını tüketiyorlar. Bir gün çıkarım diye sene üstüne sene geçiren insanlar da “artık bu saatten sonra kendi işimi kuramam” diye düşünerek kendilerine çizilen yolu kabul edip emekliliği bekliyorlar. 

Peki biz de bu şekilde yenilecek miyiz? Gençlerin ihtiyaç ve beklentilerine cevap verdiği gibi onların da maksimum performansını gösterecek iş ortamlarını şirketler nasıl inşa edebilir? 

Bu yazıda amacım bu soruyu doğuracak düşünüşü gerçekleştirmek ve kendi tecrübemi paylaşarak yaygın iş ortamlarının ve iş dünyasının durumunu biraz daha detaylandırmaktı. Her yazıda sorunların derinlere indikten sonra sorunları çözecek çözüm önerilerini ve yöntemleri paylaşıyorum. Ancak çözümleri paylaşmayı bir başka yazıya bırakarak hem sorunu incelemenin hem de çözümü sunmanın hakkını verebileceğimize inanıyorum.

Meseleler Podcast Gençlik Dosyası’ nın  “İŞte Aradığım Çalışma Ortamı” başlıklı sekizinci bölümünde çalışma ortamlarının tarihine, geleneksel ve yenilikçi çalışma ortamlarına ve iyi ve kötü çalışma ortamlarının özelliklerine de değindik. Podcast bölümümüzü dinleyerek bu konu özelinde kapsamlı bir bilgi dağarcığına erişip derin bir fikir sahibi olabilirsiniz.  

Z Kuşağı ve İş Dünyası ilişkisi üzerine yazmış olduğum aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz:

Show CommentsClose Comments

Leave a comment